yumakyumak.com açıldı

 

 

haydi bakalım örgü oyuncak sevenler, yapmak isteyenler, yeni modeller arayanlar,


http://yumakyumak.com/ a

categoria Kategori: sevdigim kisa hikayeler | commentoYorum (3) dataCumartesi

pasaj.com teşekkürler


 

iç sesimden mesaj gelmiş "anasayfadasın canım" diye önce ona bi teşekkür edelim sonrada pasaj com a

 

pasajımda yer alın oyuncaklar için sipariş verebilirsiniz nede olsa yepyeni bir yıla girmemize az bir zaman kaldı

HER ÇOCUĞUN EN AZ 1 TANE ÖRGÜ OYUNCAĞI OLMALI sloganım ve amacım

lütfen çocuklarımızı ve bebeklerimizi bu güzelliklerden mahrum etmeyelim

 

 

bu vesile ile size aylar önce nako iplik firmasına attığım mailden bahsetmek istiyorum

mailde derginizde oyuncaklarımın yapılışlarını koyalım demiştim beni profesyonel bulmadıkları ve başka bir amigurumi tutkunu ile bu işi yapacaklarını bana 3-5 hafta sonra kibarca bildirdiler

nako ya şu fikrimi de sunmuştum

"her ay bir oyuncak belirlensin yapılışını verelim eli tığ tutan ve oyuncağımızı yapan herkes

fotosunu nakoya göndersin en güzel oyuncak seçilsin 1. olan kişiye gitsin yapılan bütün oyuncaklar o kişide o ilde bulunan çocuk esirgeme yurtlarına götürsün bu%100 sevgiyle ile örülen oyuncakları"

nako sezon başladığı için yoğun bir dönemde olduğu için bu işi beklemeye aldı

her oyuncak yapışımda kimsesiz bir çocuk geliyor aklıma bu işi yanlız yapmam imkansız

gibi geliyor  

destek şart ki hem aynı oyuncak olsun hemde ayrıııı...  bu projenin peşini bırakmaya niyetim yok dostlar.  

categoria Kategori: sevdigim kisa hikayeler | commentoYorum (10) dataPerşembe

benide duayenim mimlemiş

http://orguoyuncakcinine.blogspot.com/  DUAYENİM mimlemiş beni


1 -hangi şehirde yaşıyorsun?
denizliSiritiyor

2-mesleğin nedir ?
işsizim Utanmis

3-blog yazmaya başlama kararını nasıl aldın?
blogcuya googleden bi şekilde girmiştim neden benimde yok dedim ve www.yaseminkale.blogcu.com u açtım (ne bencilce dimi Utanmis)

4-ne zamandır blog yazıyorsun?
01/09/2008 den beri (şaka maka 16 gün sonra 1 yıl olacakSasirdim)

5-bloğunu hangi sıklıkla ziyaret edersin ?
int. bulduğum her yerde

6-PC açıldığında bloğunu açmak kaçıncı işin?
ilk işim Siritiyor

7-başka bloglarda görüpte aldığın yada gittiğin yer oldumu ?
almak derken ? Olgun
gittiğim yer olmadı ( 26 aydır işsizim ve 12yıl yoğun çalışmanın ardından evimin kızımın tadını çıkarıyorum)

8-bloğunda hangi konulardan bahsetmek seni mutlu eder?
ELA MERCANIM dan ve örgü oyuncaklardan {#emotions_dlg.cheesy}



9-blog aracılığıyla para kazanmak fikrine nasıl bakıyorsun ?
iyi bakıyorum{#emotions_dlg.cheesy} ama bu konuda çok yeteneksizim Agliyor

10-bu mimi kimler yazsın?sayet yazmayı kabul ederlerse
gönlüm herkesi diyor ama bilmemki kimler kabul eder?.....Kalp....

diş fırçası fikrim




bayadır aklımda olan fikrimi
19 temmuz pazar saat 07:33 de oral b ye mail attım


"çok güzel ürünleriniz var ama benimde bi isteğim var
diyorum ki diş fırçası sapının içinde diş ipi olsa kaç kullanımlık sığar bilmiyorum ama bizler diş ipi kullanmaya hep üşeniyoruz eeeee öyle zamanlar geliyo koyduğumuz yeri bulamıyoruz
beni ciddiye alır mısınız bilemiyorum ama ben oral b kullanıyorum
iyi günler

yaseminkale
0506,.........
www.yaseminkale.blogcu.com"

şeklinde dün öğleden sonra bilinmeyen bi numara beni aradı ( sedat hani numara gizli aramaları kabul etmeyecekti bak ettiii Utanmis)
önce teşekkür övgü dolu sözler ve ardından gelen "bizim ar- geci arkadaşlar bu fikir üzerinde çalışıyorlardır belki" dedi  mürüvet (yanlış hatırlamıyorsam) hanım. 

bu fikir bnm noterden onaylatmam mı gerek acaba Kaş çatmış {#emotions_dlg.cheesy}Siritiyor

categoria Kategori: sevdigim kisa hikayeler | commentoYorum (1) dataÇarşamba

kesin bu amigurumide biz TÜRKLER'DEN çıkmıştır

Annem çok tutumludur. Hiçbir şeyi atmaz. Günün birinde lazım olur diye saklar. Sonra ayırır. Her birini ayrı kutulara koyar. Tavan arasına kaldırır. Dün kutulardan birini indirdi. Beni de yanına çağırdı.

 

-Ben açabilir miyim anne? diye sordum.

-Tabi açabilirsin. Yardımın için teşekkürler.

 

Dün anneme yardım ettim. Yardım etmeyi sevdim.

-Başka kimlere yardım edebilirim?

 

Annem saçlarımı okşadı.

      -Herkese.

 

Yaşlıların çantasını taşıyabilirmişim. Körlere yol gösterebilirmişim. Turisteler yer tarif edebilirmişim. Top oynayan ağabeylerin topu kaçtığında getirebilirmişim. Ohoo!! Yardım edecek öyle çok şey var ki! Hasibe nineye ekmek almak için bakkala gitmek için bile büyük yardımmış. Hasibe nine bizim üst katta oturur. Kimsesi yok. Var da! Yanında oturmuyorlar. Arada bir görmeye geliyorlar. Ben kendimi bildim bileli ona yardımcı olurum. Bakkaldan ekmeğini, peynirini alırım. Çok iyi kalplidir. Dua eder durur. Ama laf aramızda yaptıklarımın yardım etmek olduğunu yeni öğrendim. Güzel annem benim.

-Anne sana yardım ettikten sonra Hasibe nineye yardım etmeye gideyim mi?

-Yardımına ihtiyacı mı var?

-Belki de vardır.

-Gidip sorarsın o zaman.

-Olur sorarım.

-Ekmek aldıracaksa alırım.

-Aferim kızıma. Ne de yardım severmiş.

Şımardım. Çakmak çakmak baktım anneme. Öyle bakar mışım. Annem öyle diyor.

-Anneme çekmişim.

Hıçkırır gibi güldü. Annem bir şeye çok sevinirse hıçkırır gibi güler. Öyle için için.

-bırak gevezeliği de artık kutuyu aç

-Peki anne

Amanın da amanın. İçi yün artıklarıyla dolu. Yeşili, mavisi, sarısı. Lavicerti, kırmızısı, beyazıyla renk yumağı. Kimisi kazağımdan. Kimisi babamın yeleğnden kimisin annemin hırkasından kimisi dedemin ev içi çorabından artmış. Lacivert artıkları görür görmez tanıdım

-Babamın yeleğinden artmış, dedim. Yumuşacık.

Yeni yağmış karın içine elimi daldırmış gibi oldum. Ama bu sıcacık. Avuçladım. Bir avuç renk çıkardım kutudan.

-Bak anneciğim ne güzel! Annem gülüyor.

-Senin gibi tıpkı!

-ben güzel miyim anne gerçekten?

-Benim için güzeller güzelisin.

-Her anne böyle der mi? Güzeller güzelisin. Her anne böyle sever mi? Annem beni seviyor. Ben de onu çok seviyorum. O benim annem. Her şeyi biriktirir.

-Bunları ne yapacaksın anne?

Düşündü veya düşünür gibi yaptı. Sonra birden aklına gelmiş gibi sordu:

-Yün bebeğin olsun ister misin?

 

Bayıldım. İstemez olur muyum? Annemin öreceği bebek satın alınacak en güzel bebekten daha bebektir. Annem öyle güzel örgü örer ki mahallenin bütün anneleri, ablaları beğenir. Gören şaşırır.

-Ay ne güzel şey, derler.

-Sen örersin de istemem mi anneciğim? Bir gün bana da öğretir misin?

-Yün bebek örmeyi mi?

-Hem yün bebek örmeyi, hem de hırka, kazak, çorap örmeyi.

Güzel güzel gülüyor annem.

-Öğretmez olur muyum?

-Ama hemen öğret!

-Şimdi mi?

-Şimdi! Zor mu?

-İsteyene zor değil.

-Bana zor değil mi?

-Değil! Çünkü sen akıllı ve beceriklisin.

Ay çok hoşuma gitti! Akıllıymışım. Becerikliymişim. Ben neymişim!

-Anne sen de benim kadar akıllı ve beceriklisin değil mi?

-Hadi oradan ukala!

-Ukala ne demek anne!

-Böyle senin gibi olmak demek.

-İyi bişey demek ki.

Sevindim.

-Gerçekten akıllı ve becerikli miyim anne?

-Evet öylesin.

Yine o sözü söyledim.

-Anneme çekmişim.

Annem kalktı. Şişleri getirdi. Yün yumaklarını renklerine göre ayırdı. Kısaları uzunlara ekleyip yeni yumaklar yaptı. Sonra da örmeye başladı. Seyrettim. Seyrettim… bayıldım. Bana göre dünyanın en büyük zevki annemi örgü örerken seyretmek. Hele bana bebek örüyorsa.

-Çok sürer mi anne?

-Çok sürmez. Biraz sabırlı ol bakalım.

Çok sürmedi. Başı pembe, saçları kırmızı, gövdesi sarı mavi, kolları yeşil, bacakları gri-beyaz yeni yün bebeğim şimdi kucağımda. Kaptığım gibi doğru odama. Minik beşiğinde ağlayan bebeğimi kaldırdım. Yerine yün bebeğimi yatırdım. Ağlayan bebeğim pahalıydı. Yeni almıştım. Çok da seviyordum. Ama annemin ördüğü yün bebek daha değerliydi. Çünkü annem sevgisini katmıştı. Benim için yapmıştı. Örgüsünü sevgisiyle örmüştü. Annemi de seviyorum yün bebeğimi de.




bu hikaye çok hoşuma gitti bu fotodaki bebekde bnm kızıma ilk ördüğüm bebek ki o zaman bu bebişin genel olarak amigurumi adı altında yapıldığını bilmiyordum :)))
ayaklarında gazlı içecek kapağı var kullandığım iplikler annemin evinde olan ipliklerdi tığ ilr hiç uyuşmamışUtanmis o döndemde 17 haftalık hamileydim tek derdim kızım çin malı oynamasın bu bebek bizim için çok önemli takiki bunlardaa



kısa bir hikaye

Bir grup kariyer yolunda ilerleyen
 yeni mezun, eski üniversitelerindeki
profesörlerini ziyaret için bir araya gelirler.
 Sohbet, sonunda işin ve hayatın
 stresinden şikâyetleşmeye döner.
 Misafirlerine kahve ikram etmek isteyen profesör mutfağa
 gider ve
 yanında büyük bir termos içinde kahve ve porselen,
 plastik, cam, kristal
olmak üzere değişik tarzda ve ucuz görünenden, pahalı
 ve hatta çok özel
 olanlarına kadar değişik kahve bardakları ile gelir.
 Herkes bir bardak secince, profesör
 şöyle söyler:
'Fark ettiyseniz, tüm pahalı görünen bardaklar alındı
 ve geriye ucuz
 görünümlü, sade bardaklar kaldı. Kendiniz için en iyi
olanı istemeniz
 normal olsa da, bu sizin stresinizin ve problemlerinizin
 kaynağı
 aslında. Emin olun ki, bardağın kendisi kahvenin
kalitesine hiç bir şey
katmaz. Çoğu zaman, sadece daha pahalıdır ve hatta
bazı durumlarda da
 içtiğimizi saklar. Hepinizin aslında istediği kahveydi,
 bardak değil,
ama bilinçli olarak en iyi bardaklara yöneldiniz ve sonra
 birbirinizin
bardağına bakmaya başladınız.
 Şunu bir düşünün:
 Hayat kahvedir. İş, para ve toplumdaki
 konumunuz da bardaklar. Onlar hayatı tutmak için sadece
araçlardır ve
 seçtiğimiz bardak yaşadığımız hayatın kalitesini
 belirlemediği gibi
 değiştirmez de.
 Bazen sadece bardağa odaklanarak
Tanrının sunduğu kahvenin tadını
 çıkarmayı unuturuz. Kahvenizin tadına varın!
 En mutlu insanlar her şeyin en
 iyisine sahip değildirler. Sadece
 her şeyin en iyi şekilde tadını çıkartırlar.

 Basit yaşayın.
 Cömertçe sevin.
 Birbirinize derinden itina gösterin.
 Nazik olun,

categoria Kategori: sevdigim kisa hikayeler | commentoYorum (yok) dataPazartesi

ANLAYANA....................




Özgürlüğün resmi

Babası İspanya`nın en ağır siyasi cezalarının verildiği bir hapishanede mahkumdu küçük kızın. Fırsat bulduğu her hafta sonu babasını ziyaret için annesiyle birlikte hapishaneye giderdi.

Yine bir ziyarete giderken babası için çizdiği resmi yanında götürdü, ancak hapishane kurallarına göre özgürlüğü çağrıştıran her türlü şeyin mahkumlara verilmesi yasaktı.

Bu nedenle kağıda çizdiği kuş resmini kabul etmemişler ve oracıkta yırtmışlardı...

Çok üzülmüştü küçük kız. Babasına söyledi bunu, o da "üzülme kızım, yine çizersin; bu sefer çizdiklerine dikkat edersin olur mu?" dedi.

Küçük kız diğer ziyaretinde babasına yeni bir resim çizip götürdü. Bu sefer kuş yerine bir ağaç ve üzerine siyah minik benekler çizmişti.
Babası keyifle resme baktı ve sordu: "Hmmm! Ne güzel bir ağaç bu! Üzerindeki benekler ne? Portakal mı?"

Küçük kız babasına eğilerek, sessizce şöyle dedi :

"Hşşşşt! O benekler ağacın içinde saklanan kuşların gözleri...

Erbay Duymaz'dan Ağlamıyorum;

Yazan: Erbay Duymaz
Ağlamıyorum;
Hani soğuk kış geceleri hava ilikleri dondururken
Sıcak odanın pencereleri buğulanır
Ve damlalar kayıp gider aşağıya doğru
İşte aynen öyle;
İçimi alev alev yakan sen,
Bedenimi kaskatı donduran ise yokluğun;
O yüzden gözlerim buğulanıyor sadece;
Ağlamıyorum;
Sigara mı?
İçmiyorum;
O gördüğün yanan şey aslında benim,
Dumanı tüten ise içimdeki enkaz;
İçmiyorum;
Gitmek mi?
Gitmiyorum;
O giden tüm günahlarını da birlikte götüren bir et yığını,
Aslolan ruhum, o seninle sonsuza kadar;
Ölmek mi?
Ölmüyorum;
Sadece bir mola veriyorum senin aşkına giden yolda,
Sonsuzlukta seni bulacağımı biliyorum ya nasılsa;
Ölmüyorum;
Sensiz ölemiyorum

neredeyim 7777

NEREDE OLDUĞUNUZU ÖĞRENMEK İÇİN YAPMAMIZ GEREKEN SADECE NEREDEYİM YAZIP 7777 YE MESAJ(SMS) ATMAMIZ YETERLİ

Erbay Duymaz'dan

Yazan: Erbay Duymaz
Sokak lambalarının hiç yanmadığı,
Ve bunu da hiç kimsenin umursamadığı
Zifiri yalnızlıkların şehrinde,
Keskin acıların tam ortasında;
Varlık ile yokluk arasındayım
Yalnızlığım sağanak bir şekilde camlara vuruyor
Ve daha sonra anlamsız girdaplara dönüşüyor
Ruhumda açılmış derin çukurlarda;
Kelepir umutların avutmadığı ruhumu çarmıha germiş zaman,
Benliğim sıkışmış yaralı ruhum ve esir bedenim arasında;
Her çıkmazdan sonra daha güçsüz hissediyorum,
Her girdiğim sokakta daha korkak adımlarla yürüyorum;
Beynimi sıkıştığı mengeneden kurtaracağım günü iple çekiyorum